İçeriğe geç
TİHAK amblemiTİHAKTürkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı

Logomuz

Bir çizgi, bazen bin kelimenin taşıyamayacağı bir adalet yükünü üstlenir. Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı’nın (TİHAK) logosuna baktığımızda gördüğümüz şey, alelade bir grafik tasarımı değil; ömrünü düşünceye, özgürlüğe ve insan onuruna adamış büyük bir aydının, Muzaffer İlhan Erdost’un ruhundan süzülen simgesel bir vasiyettir.

Erdost, Türkiye’nin entelektüel hafızasında yalnızca bir yazar ya da yayıncı olarak değil; acıyı dirence, karanlığı ışığa dönüştürmeyi başarmış sarsılmaz bir vicdan abidesi olarak yer alır. Bizzat yaşadığı ağır bedellere rağmen pusulasını hiç şaşırmayan bu büyük aydının fırçasından çıkan logo, TİHAK’ın varlık sebebini ve felsefesini en yalın, en sarsıcı haliyle özetler.

Logoda yer alan figür, ayaklarında ağır zincirler taşıyan bir insandır. Bu zincirler, insanlığın tarih boyunca karşı karşıya kaldığı baskıyı, adaletsizliği ve sınırlandırmaları simgeler. Ancak resmedilen insan, ezilmişliğin ya da teslimiyetin bir sembolü değildir. Aksine, o insanın elinde sımsıkı tuttuğu parşömen kağıdı —İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi— karanlığın ortasında yükseltilen bir meşaledir. Zincirler bedeni bağlayabilir; fakat hakikate olan inancı, özgürlüğe olan tutkuyu ve insanın doğuştan gelen onurunu asla hapsedemez.

Resimdeki o figür, Erdost’un kâğıda düşürdüğü bir hayal değil, bizzat kurucusu olduğu vakfa emanet ettiği bir mücadele sözüdür. TİHAK, tam da bu logonun ifade ettiği gibi; prangalar ne kadar ağır olursa olsun, elindeki evrensel evrakı —insan olmanın haysiyetini— gururla yüksekte tutmaya yemin etmiş bir iradenin tecellisidir.

Bugün TİHAK’ın logosuna her baktığımızda, yalnızca bir kurumsal simge değil; Erdost’un zarif fırçasından dökülen romantik ama sarsılmaz bir hakikat görürüz: İnsan onuru, kendine vurulmak istenen her türlü zincirden daha güçlüdür.

Kurucu başkanımız Muzaffer İlhan Erdost'un anısına saygılarımızla....