İçeriğe geç
TİHAK amblemiTİHAKTürkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı
Etkinlikler

10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
“Türkiye’de göreli de olsa insan haklarının yaşama geçmesi içte baskıcı ve dışa bağımlı olmaktan kurtulmakla olanaklıdır” diye yazar Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı kurucularından Muzaffer İlhan Erdost. Gerçekten de öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, iktidarını zor kullanma yoluyla pekiştirmekten başka çaresi kalmamış olan AKP-MHP ortaklığının sermaye yanlısı ve gerici düzeni, her geçen gün yeni insan hakları ihlallerinin gündeme gelmesine neden oluyor. Öğrencilerden gazetecilere, akademisyenlerden emeklilere kadar demokratik hak ve özgürlüklerini kullanmak isteyen tüm halk kesimleri, giderek daha da otoriterleşen iktidarın baskıcı siyasal, ekonomik ve kültürel uygulamaları altında ezilmek zorunda bırakılıyor. Bu durum, Türkiye’de insan haklarının yaşama geçmesinin önündeki en büyük engeldir!
İnsan haklarının tümüyle hiçe sayıldığı bu dönemde, kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin dramatik artışı, kadınların yaşam hakkının bu düzen tarafından bütünüyle göz ardı edildiğini göstermektedir. Faillerin ‘iyi hal indirimleri’ gibi uygulamalar yoluyla cesaretlendirilmesinin yanı sıra, geçmekte olduğumuz yıl içinde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması; kadın haklarının açıkça düşmanlaştırılmasına, kadınlarınsa daima yaşamsal bir tehdide maruz kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, kabul edilemez!
İçinde yaşadığımız düzende, ne yazık ki öğrencilerin barınma haklarının bile ihlal edildiği görülmektedir. Bilindiği gibi devletler, insan haklarının hayata geçmesini kimi pozitif yükümlülükleri yerine getirerek sağlarlar. Oysa bugün, üniversite öğrencilerine gerekli kapasitede yurt imkanının sağlanmadığı, daha da önemlisi bu öğrencilerin tarikat ve cemaat yurtlarına mahkûm edildiği görülmektedir. Geçtiğimiz günlerde Antalya’daki bir tarikat yurdunda bir üniversite öğrencisinin vahşice öldürülmesi, gerici vakıfların yurtlarında çıkan ve ölümlerle sonuçlanan yangınlarla birlikte düşünüldüğünde, gericiliğin insan haklarıyla hiçbir durumda bağdaşamayacağını göstermektedir. İnsan haklarının yaşama geçmesi için, laiklik olmazsa olmazdır!
İnsan hakları, insanların insan onuruna yaraşır biçimde yaşamaları bakımından hayatidir. Oysa AKP iktidarı, mesleklerini özgür ve bağımsızca yapmak isteyen gazetecilerin, akademisyenlerin, yazarların, yargıç ve savcıların, bürokratların, işçilerin önüne, bir sopa olarak kullandığı yargıyı çıkarmakta; görevlerini onurlu bir biçimde yerine getirmeye çalışan birçok insanı yargı yoluyla açlığa mahkûm etmektedir. Yine, sosyal ve kültürel haklarımızın hayata geçirilebileceği tüm yaşamsal alan ve mekanların ranta ve sermayeye kurban verilmesi, derinleşen yoksullaşmayla birlikte düşünüldüğünde, onurlu bir yaşamın gereklerinin bu iktidar tarafından ortadan adım adım kaldırıldığını göstermektedir. İnsanların ekonomik haklarından yararlanmaları, bütünüyle dışa bağımlı hale getirilen bir ekonomik ortam eliyle imkânsız hale getirilmektedir. Bilinmelidir ki insan haklarının gerçek anlamıyla hayata geçmesi, ancak emperyalizmin ortadan kalkmasıyla mümkündür!
Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı olarak bizler, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde, bu “baskıcı ve dışa bağımlı” gerici düzenin yerine bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik temelinde inşa edilecek bir insan hakları düzeninin kurulmasını arzuluyor ve insan hakları ihlallerinin takipçisi olacağımızı duyuruyoruz.
Saygılarımızla.

Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı

10/12/2021